Serdar UZUN Şunları Yazmış:

Serdar UZUN Kimdir?

[14.06.1981] Pazar günü dünyaya gelmişim
Doktor Bey anneme: “bu çocuğu aldıralım yoksa hem çocuk hem sen sağ çıkamazsın” demiş. Şimdi annem “o doktoru görsem de seni o doktorun gözlerine soksam” der durur. 10 aylıkken ölen abim Serdar da ben doğmadan 5 yıl önce benimle aynı ay ve aynı günde doğduğu için benim adımı da Serdar koymuşlar ancak malum, abimin ölümü nedeniyle ailem beni ikinci bir isimle (Muhammed diye) çağırmayı daha uygun görmüş ve beni hep bu iki isimle çağırmışlar.

İlginç olan başka bir şey var ki Hopa’daki (Süleymancılar* diye bilinen) Talebe Yurdunda adımı sorduklarında onlara “ailem bana Muhammed der” yanıtını vermiştim, onlar da “öyle şey olmaz o peygamberimizin ismi; biz seni Mehmet diye çağıracağız” dediler ve hayatıma bir isim daha eklenmiş oldu 🙂

Doğduğum ve büyüdüğüm yer babam iş nedeniyle yıllar önce Hopa’ya yerleştiğinden Artvin/Hopa olsa da kütük Rize/Çayeli/Kaptanpaşa’dır (eski adıyla Misohor). Annem ise Ardahan Samanbeyli (Sığırped derler) Köyünden. Bu durumum yeri geldiğinde beni; hem Hopalı hem Çayelili bazen de Ardahanlı olduğumu söyletmek zorunda bıraktı. Kısaca şunu diyebilirim: Hopa (Laz ve Hemşin) kültürüyle yetişmiş annesi Ardahanlı olan bir Çayeliliyim…

Doğu Karadenizli olduğumun en sağlam tescili ise şüphesiz babamın adıdır: “TEMEL”.
Bu arada söylemekte yarar var annemin adı “FADİME” değil Nuray 🙂

[18.06.1993] Hopa 14 Mart İlkokulu’ndan mezun oldum
İlkokulum ise Hopa’nın o dönemde en başarılı ilkokulu olan 14 Mart İlkokulu. Öğretmenim (keşke onu görebilsem de ellerinden öpebilsem) Yusuf TEKİN ise örnek bir öğretmendi. Marangozluk işinden anladığı kadar iyi de zurna çalardı. Ancak bana göre Yusuf öğretmenimin nahoş bir huyu vardı:  açık bir şekilde, mütemadiyen sınıfımıza hitaben İmam Hatip Lisesine kayıt olmamamız gerektiği konusunda uyarılarda bulunurdu; bu nedenle olmalı ki İmam Hatip Lisesi’ne sınıfımızdan sadece ben kayıt oldum.

* Burada bir hususa değinmem gerek: Kur’an ve Arapça eğitiminde oldukça başarılı olan (Uhrevi ve dünyevi meselelerde zihin dünyamız çok uyuşmasa da) Süleymancılar diye bilinen Talebe Yurdunda kalmak istiyordum. Ancak Talebe Yurdundaki idareciler benden İmam Hatip Lisesi ile Talebe Yurdu arasında seçim yapmamı istemişlerdi. İmam Hatip Lisesine kayıt olmam durumunda yurtlarına kayıt yaptıramayacağımı, yurda kayıt yaptırabilmem için İmam Hatip dışındaki diğer okulları tercih etmek zorunda olduğumu söylemişlerdi. İlkokulu henüz yeni bitirmiş, ortaokula başlayacak küçük bir çocuğa (bana), neden böyle bir şart koştuklarını anlamak yaş itibariyle mümkün olmadığından tercihimi İmam Hatip Lisesine gitmekten yana kullandım. Aradan birkaç yıl geçmişti ki Kur’an kurslarına sadece en az Lise öğrencisi olanların kayıt olma zorunluluğu geldi. İmam Hatip Lisesine kayıt olmak istediğim için beni kabul etmeyen malum Talebe Yurdu bu sefer aksini yapıp yurtlarına beni kayıt etmek istediklerini ve İmam Hatip Lisesinde okumamın da sorun teşkil etmeyeceğini söylüyorlardı. Bu teklifi kabuk edip Lise 2 ve 3. sınıfta Talebe Yurdunda kaldım. (Yurtta kaldığım süre içerisinde özellikle Arapça ve Kur’an Tilaveti adına çok şey öğrendim, emekleri bende çoktur, haklarını yiyemem.) Nereden bileceklerdi ki; 28 Şubat döneminde yurda aniden yapılan baskınlarda; kaymakamın önünde duran garnizon komutanının “Bu Kur’an’ı ve Arapça kitapları kim okuyor?” sorusuna verecekleri yanıtın beğenmedikleri “İmam Hatip Lisesi öğrencileri okuyor efendim” olacağını! Ne garip ve acıdır ki Kur’an’ı kim okuyor gibi bir soru bu ülkede sorulabildi! İşte o gün anladım ki nefret ettiğiniz ya da beğenmediğiniz birileri bile size bir gün hiç umulmadık anda yardımcı olabilirmiş. Aklınıza büyük ihtimalle Süleymancılar neden İmam Hatip Liselerine karşıydılar ki gibi bir soru gelebilir, en güzeli onlara sormak, ama kısaca dini ve siyasi gerekçeler var diye yazmakla yetineyim. Bu arada hala aynı fikirde midirler orasını bilemiyorum, ayrıca İmam Hatip Liselerini sevmeyen o kadar çok grup var kiİyi ki İmam Hatip Lisesi mezunuyum ve göğsümü gere gere bunu söyleten Rabbime şükürler olsun.

[12.06.1998/9] Hopa İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldum
1993 ve 1999 yılları arasında hem ortaokul hem de liseyi İmam Hatip’te okudum. Katsayı olayları henüz ortaya çıkmamıştı o zamanlar, ÖSS/ÖYS Türkiye Birincilerinin çıktığı bir lisede okumak benim için çok önemliydi. Başarısının oldukça yüksek ve sınıflardaki öğrenci sayısın az oluşu da tercih etmemin nedenleri arasındaydı. Mahalle Baskısı olayına gelince, evet doğru İmam Hatip Lisesi’ne gitmemem için oldukça yoğun bir baskı vardı üzerimde!!!

1995 yılında, sınav sisteminin değişeceği, katsayı uygulamasının geleceği söylentileri kulaktan kulağa fısıldanmaya başladı, ben de bu fısıltılar üzerine lise 2. sınıftayken farklı bir liseye geçiş yapmak istedim. Ancak MEB, İHL’den diğer liselere nakli çoktan yasaklamıştı bile. Neyin çalışmalarını yapmış olduklarını şimdi daha iyi anlıyorum.  Okul müdürü “elimizden bir şey gelmez, senin gibi başarılı bir öğrenciyi almak isterdik ama bakanlığın yasağı nedeniyle İHL’den öğrenci alamıyoruz” dedi. Ben de boynu bükük eli boş bir şekilde geri döndüm.

Ne hikmettir ki mezun olduğum sene söylentiler doğru çıktı ve sınav sistemi değişti. Tek aşamalı (ÖSS) bir sistem geldi. Yine çok ilginçtir o sene ilk defa uygulanacak olan sınav soruları da çalınmıştı (2010 KPSS sorularının birilerine terbiyesizce, ahlaksızca servis edilmesi aklıma nasıl gelmesin) ve tekrar sınav yapılmıştı.

Katsayı olayları nedeniyle kazanmamın imkansız olduğu, ama gönlümden bölüm Mütercim Tercümanlık’tı; sırf bu isteğim için kurs vb. imkanların olmadığı Hopa gibi küçük bir ilçede kendi kendime çabalayarak Advanced düzeyde İngilizce öğrendim. Ancak gel gör ki Rehber Hoca’nın dediği hiç aklımdan çıkmaz: “Oğlum, bütün Sözel ve İngilizce sorularını yapıp Türkiye Birincisi de olsan Açık Öğretim İngilizce Öğretmenliğini bile kazanamazsın!!!” Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü, istediğim sevdiğim bölümü sırf katsayı nedeniyle okuyamama düşüncesi bende o yıllarda devlete karşı oldukça küfürbaz bir hal oluşmasına neden olacaktı, ama aldığım eğitim ve aile terbiyesi isyan etmenin ne kadar kötü bir tavır olduğunu her daim aklıma getiriyordu. Benden çok çok az puanlar alıp rahatlıkla istedikleri üniversiteleri kazananlar bir yanda, katsayı olayı olmasaydı istediğim bölüme rahatlıkla girebileceğim durumu da diğer yanda….. “İlahiyat Fakültesi okusaydın kardeşim” diyenlere ise cevap vermeyi doğru bile bulmuyorum.

Sınav sistemi ve katsayı sorunu düzelir düşüncesiyle 3 yıl bekledim. 3 yılın sonunda bir şeylerin değişmeyeceğini anlayınca ÖSS’ye girdim ve yine çok güzel bir puan aldım. Katsayı mağduriyeti nedeniyle 4 yıllık bir fakülteye yerleşmek imkansızdı; 2 yıllık bir MYO’yu okumayı da kendime yediremediğim için yüksek puanımla en azından Polis Akademesine başvurayım dedim. Başvuru zamanına kadar yoğun bir şekilde bazı sportif faaliyetler yaptım. Başvuru günü geldiğinde bana; İmam Hatip Liselerinden başvuruların kabul edilmeyeceği hususunda TBMM’den yeni bir karar çıktığını söylediler!!! Evet doğru, artık İHL mezunları polis memuru ya da komiser olamayacaktı!!!

Sonra ne mi oldu? Mezun olduğum okulda şimdi perişan bir hal ve hava var. Hayalet bir bina haline gelmiş. Bölge insanının kendi parasıyla, devletten hiç yardım almadan yaptırdığı bu okulda yeller esiyor. 28 Şubat zihniyetinin başarıya ulaştığının göstergelerinden sadece bir tanesiydi bu. Ancak aradan geçen yıllar ve değişen ortam çok daha büyük bir okulun açılmasına vesile oldu.

[17.09.2001] – [11.06.2004] Ankara Üniversitesi Beypazarı MYO Turizm Rehberliği
İlahiyat dışındaki 4 yıllık bölümleri katsayı mağduriyeti nedeniyle kazanmak imkansız olduğu için 3 yıllık (hazırlık + 2 yıl) bir MYO’yu 2001 yılında kazandım, uzun süre öğrenciliğin yanında Turist Rehberliği yapmaya gayret ettim. Evet her ne kadar Mütercim Tercümanlık okuyamasam da ona en yakın alanda en iyi şekilde eğitimimi almaya çalıştım. Beypazarı’nda öğrencilik yaparken Beypazarı’na gelen insanları gezdirerek rehberlik mesleğini uygulama fırsatı buldum. Seyahat 53 Turizm (ve akabinde Tempo Turizm) ile yoğun bir şekilde Doğu Karadeniz bölgesi turlarında rehberlik yaptım.

Mezun olur olmaz Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yaptığı Profesyonel Turist Rehberliği yabancı dil sınavına girdim ve lisansımı (Kokart) aldım. 2004 yılında DGS ile Gazi Üniversitesi Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği Öğretmenliği bölümüne geçiş yaptım.

[13.09.2004] – [11.06.2007] Gazi Üniversitesi TTEF Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği Öğretmenliği
3 yıllık bir MYO’dan mezun olur olmaz bölümün öğretmenliğine dikey geçiş yaparak lisans düzeyinde mezun oldum. Mezun olmasına oldum ama ülke rezilliğini daha daha öğrenmiş oldum, o da şu: Bu bölümden mezun olan öğrenciler yıllardır öğretmen olmak için atamayı bekliyorlarmış. Ömrüm belki bir şeyler düzelir diye beklemekle geçtiği için; tekrar böyle bir beklemeye tahammül edecek ve devletin beni atamasını bekleyecek durumda değildim. Üniversite yıllarımda tur rehberliği yapmaya yine devam ettim. Mezun olduğum sene Rehberlik mesleğini bırakıp 2007-2008 yılında Türk Hava Yolları’na başvurdum ki bu başvuru da bambaşka bir deneyim oldu benim için. Ayrıca İHL mezunlarına yönelik iğrenç bakışlı zihniyetlerin THY’de de var olduğunu (hala var mı bilemiyorum) görmüş oldum.

[10.09.2007] Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi
Fakülteden mezun olur olmaz 2007 yılında yine Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi bölümünde Tezli Yüksek Lisansa başladım ancak bazı sıkıntılar nedeniyle yüksek lisansı bırakmak zorunda kaldım. İstanbul’a THY’ye girerim ümidiyle yerleştim. Detaylara girmek istemiyorum ama ömrümün bir yılını İstanbul’da THY’ye girebilmek için harcamış olduğuma inanmak çok zor.

Buraya kadar anlattıklarım toplam “1998-2008” on (10) yılımı aldı benim. Peki neden? Katsayı nedeniyle… Ben kasıtlı değiştirilen bir sistemin mağdurlarından biriyim. Bu mağduriyetin içerisinde binlerce oldukça kaliteli arkadaşım var. Ülkesine faydalı olabilecek gençliği öldürdüler. O GENÇLER belki de bugünün Hâkimi, Savcısı, Kaymakamı, Valisi, Mühendisi, Bilim Adamı vb… olacaktı. Ama bugün mecbur bırakıldığı yerleri okuyup başarıyla bitirmelerine rağmen o yerlerle ilgili alanlarda bile istihdam edilemiyorlar. Peki 28 Şubat dönemi mağduru olan gençlerin yerini kimler doldurdu dersiniz? 28 Şubat ve 15 Temmuz’daki şerefsizliği kimler yaptıysa onlar doldurdu…! 

[05.08.2008] Erdek Nüfus Müdürlüğü
2006 yılında KPSS sınavına deneme amaçlı girdim ve o puanla 2008 yılında Balıkesir Erdek Nüfus Müdürlüğü’ne atadım, (çünkü kendi alanımda atama/alım olmadığından istihdam edilemedim). Bu atamayla birlikte Tur Rehberliğini ve Tezli Yüksek Lisansı bırakmak zorunda kalmam belki de bir çok kişinin benim deli olduğumu düşünmelerine denen oldu. Ama gelin görün ki bazı şeyler bunu yapmama neden oldu.

[31.07.2009] Giresun İl Jandarma Komutanlığı 329. Kısa Dönem
Erdek Nüfus Müdürlüğü’nde çalışırken 3 arkadaş askere gitmeye karar verdik ve sınavlara girdik. Halo Iğdır’a, Erkon Şırnak’a ben de Giresun’a kısa dönem asker olarak gittik. Askerlik ile ilgili bana ait nerdeyse hiç anı yoktur….

[28.11.2010] Şerife DEMİR ve Ben
28 Kasım, Zihinsel Engelliler Öğretmeni olan Şerife UZUN ile ciddi olarak arkadaşlığımızın başladığı ve yıllar sonra Nikahımızın da kıyıldığı tarihtir. Nikah işlemlerinin ve değişen cüzdanlarımızın tamamını benim yapmış olmam ise çok değişik bir duyguydu 🙂

[28.01.2011] Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü
Eğitim affının kokusunu aldığımda ise Ankara’ya tayin istedim. Erdek gibi sahil beldesini nasıl bırakıp ta Ankara’ya geldin sorusuna verilecek tek cevabım ise Eğitim Aşkıdır. Denizi özlemiyor muyum peki? Sen ne diyorsun arkadaş hem de nasıl!!!

[22.06.2014] Cihangir’in Dünyaya Gelişi
Oğlumuz Cihangir sağlıklı bir şekilde doğdu…

[27.01.2017] Yüksek Lisans Tezi Savunması
2011’den bu yana Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde, üzerinde çalıştığım İslam İkonografisinde Hz. Muhammed konulu 571 sayfalık bir tezin savunmasını başarıyla vermenin mutluluğunu yaşıyorum 🙂

DEVAMI YAKINDA….

Bu Yazıyı Okudun mu?

İslam İkonografisinde Hz. Muhammed

Özet (Türkçe): Çalışmamızda, İslam ikonografisi içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu düşündüğümüz, farklı etki ve …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir