Memurlar.Net ve Sendikalar: Siz Kimin Tarafındasınız?
ℹ️Yazıda dipnot sayılarının üzerine tıklarsanız açıklamaları okuyabilirsiniz.ℹ️
Son zamanlarda kamu personeli odaklı popüler haber sitesi MemurlarNet’te memur bağlamından bariz kopuk bir "müjde" bombardımanı yaşanıyor. Örneğin 30 Ekim, 2 Kasım ve 3 Kasım 2025 tarihli haberlerin manşetleri[dn]TIKLA veya YENİ SEKMEDE AÇ[/dn][dn]TIKLA veya YENİ SEKMEDE AÇ[/dn][dn]TIKLA veya YENİ SEKMEDE AÇ[/dn] hep aynı nakaratı tekrarlıyor: "Konut kredisinde dipten dönüş başladı", "Faizler 2 yılın en düşüğünde", "Sektör satış rekoru bekliyor"...
Bu haberleri okuyunca sanırsınız ki memurlar ev almak için sıraya girmiş...
Oysa gerçek tam tersi. Memur bağlamından kopuk bu manşetler, MemurlarNet platformunun var olma nedeni olan, ona adını veren "memurların" temel barınma krizini tamamen göz ardı ediyor.
"Faizler Düştü, Krediler Ulaşılabilir Oldu"
Manşetler "faiz düştü" diyor. Merkez Bankası'nın politika faizini indirmesi bir "müjde" olarak sunuluyor.
Peki, bu "düşüş" memurun cebine nasıl yansıdı? Kasım 2025 itibarıyla, en "uygun" olması beklenen kamu bankalarında bile (Halkbank, Vakıfbank) 1 milyon TL'lik bir kredi için aylık faiz oranı %2,70 ile %2,79 arasında değişiyor. Özel bankalarda bu oran %2,75 seviyesinde.
Açıkçası, aylık %2,70 faiz oranına "düşük" veya "ulaşılabilir" demek, bir müjde değil, piyasanın sabit gelirli için kilitli kaldığının ve bir "normalleşememe" halinin belgesidir.
“Konut Sektöründeki Satış Rekorları”
Medyada sık sık "konut sektöründe satış rekorları" ile ilgili haberler paylaşılıyor: "TÜİK’e göre, 2025'in ilk 9 ayında ... adet konut satılmış"; "yalnızca Eylül'de ... adet satışla tüm zamanların eylül rekoru kırılmış; "sektör temsilcileri 2026 için de güçlü bir toparlanma bekliyor" ...
İyi güzel de, bu satışları sağlayan alım rekorlarını kim kırdı? Memurlar mı? Hayır.
Bu satışların arkasında bence iki büyük dinamik var:
1. Yatırımcı Hakimiyeti: Parası olanlar (tasarruf sahipleri ve yatırımcılar), gayrimenkulü "güvenli liman" olarak görüyor ve parasını korumak için ev alıyor.
2. Kiradan Kaçış: Satışlar, "yüksek faiz oranlarına rağmen" gerçekleşiyor çünkü vatandaşlar "fahiş kiralardan kaçmak için" gayrimenkule yöneliyor.
Kamu çalışanı ise geliri kiraya giden ancak yatırım yapacak ek birikimi olmayan kesimdir. Dolayısıyla, memurlar ile ilgili haberler paylaşması beklenen MemurlarNet, "sektörel rekor" manşetleri atarak, aslında kamu çalışanının içinde olmadığı bir mülk transferini kutlamaktadır. Bu rekor, memurun alıcı olduğu bir pazarın değil, memurun seyirci olduğu ve yatırımcıların fiyatları daha da yükselterek memurun alım gücünü daha da erittiği bir pazarın rekorudur. Kamu çalışanının dışlanma hikayesi, bir başarı hikayesi olarak sunulmaktadır.
ACI HESAP: 30 YILLIK EMEK = ???
İşte o manşetlere asla taşınmayan o acı soru: "Emekli olan bir memur, aldığı emeklilik ikramiyesi ile ortalama bir konut satın alabiliyor mu?" Gelin, bu sorunun cevabını rakamlarla, net bir şekilde verelim.
30 yıl boyunca devlete hizmet etmiş ve 1'in 4'ünden emekli olacak bir kamu çalışanının (öğretmen, polis, hemşire, uzman) alabileceği maksimum emekli ikramiyesi tutarı: ~1.600.000₺. Evet, 30 yıllık hizmetin, adanmışlığın ve emeğin karşılığı ~1,6 Milyon₺.
Peki, bu 1,6 milyon ₺ ile piyasadan ne alınabiliyor?
Türkiye genelinde ortalama konut fiyatı: 4.000.000₺
Şimdi bu iki rakamı yan yana koyalım: 30 yıllık emeğinizin karşılığı olan ~1.6 milyon₺'lik ikramiye, Türkiye ortalamasındaki 4 milyon₺'lik bir konutun sadece ~%35'ine tekabül ediyor, (konutun yarısı bile değil!). Eğer İstanbul gibi büyükşehirlerde veya turistik bir belde de yaşamaya çalışıyorsanız, bu durum daha vahim.
Sonuç acıdır: 30 yılın sonunda memurun eline geçen tüm birikim, bir ev almaya değil, ancak o evin peşinatını verip yeni bir borca girebilme hakkı elde etmeye bile yetmiyor.
Emeklilik ikramiyesi (30 yıllık hizmet) = Ev x (1/4).
İşte "yüzeysel müjde" manşetlerinin sakladığı asıl gerçek budur.
O Krediyi Kim Ödeyecek?
MemurlarNet’in “artan konut satışları” müjdesinin memurlar açısından ne kadar anlamsız olduğunu şu senaryoyla görelim: Diyelim ki memur 30 yıl beklemedi, 15. hizmet yılında çalışırken ev almak istedi. Bu durumda elinde 1,62 milyon TL'lik ikramiye peşinatı da yok.
Varsayalım ki; derece-kademesi 1-4 olan bir Uzman Öğretmen, Ankara Sincan'da 4.000.000₺'lik bir ev almak istiyor, yıllar süren birikimle %20 peşinatı (800.000₺) denkleştirmiş ve kalan 3.200.000₺ için o "müjdelenen" %2,70 faizli krediye başvurmuş olsun.
O kredinin aylık taksiti ne kadar biliyor musunuz? 1 Milyon ₺ kredi için aylık taksit ~28.000₺ olduğuna göre, 3.200.000₺ kredi için aylık taksit ~90.000₺
Şimdi, bu 90.000₺'lik aylık taksiti, Temmuz 2025 zamları sonrasındaki kamu çalışanı maaşlarıyla karşılaştıralım:
• Profesör (1/4): Aylık maaşı ~96.000₺… Elde kalan 6.070₺...
• Uzman Öğretmen (1/4): Aylık maaşı ~67.000₺... Elde kalan yalanmış avuç…
• En Düşük Memur: Aylık maaşı 47.000₺… Elde kalan…
Tablo memurlar için oldukça net! "Faiz düştü, konut satışları arttı" söylemi memurlar açısından kocaman bir aldatmacadır.
Memur maaşları ile konut fiyatları arasındaki makas, faiz oranı 0 olarak uygulansa bile kapatılamayacak kadar açılmıştır.
Memurun Gündemi Kimin Umrunda?
Bu vahim tabloya rağmen, memurların adını taşıyan platformlarda "faiz indirimlerinin" ve “patlayan konut satışlarının” konuşulması, bizi temsil mekanizmalarının (sendikalar vb.) gündemine götürmektedir.
Sendikalarda Durum Nedir?
Kamu sendikalarının taleplerine baktığımızda, odak noktasının neredeyse tamamen maaşların nominal değerini korumak üzerine kurulu olduğunu görüyoruz. Talepler; maaş zamları, refah payı, enflasyon farkının aylık ödenmesi, mevcut unvanların (şef, mühendis) özlük hakları gibi konular etrafında şekilleniyor.[dn]TIKLA veya YENİ SEKMEDE AÇ[/dn][dn]TIKLA veya YENİ SEKMEDE AÇ[/dn][dn]TIKLA veya YENİ SEKMEDE AÇ[/dn]
Bu talepleri bütüncül açıdan ele aldığımızda, sendikaların stratejilerinde bariz bir körlük durumunun mevcut olduğu söylenebilir. Sendikalar, maaşların nominal değerini TÜFE'ye karşı korumaya çalışıyor. Ancak asıl sorun maaşların varlık fiyatları (konut vb.) karşısındaki reel çöküşüdür.
Sendikalar; üyeleri için zam, refah payı vb. talep ederken, konut fiyatları yıllık bazda talep edilenlerden kat ve kat fazla artıyorsa, bu kaybedilen bir “savaştır”. Görünen o ki kaybedilen bu “savaş”, kamu çalışanlarını "kiracı" olmaktan kurtaracak, en azından onları emekli olduklarında mesken sahibi yapacak yapısal ve varlık edinimine yönelik talepleri ne yazık ki içermiyor.
TBMM ve “Vekil Dayanışması”
Söz konusu memurların mali ve sosyal hakları olduğunda sendikaların neden ağız birliği yapamadığı hep tartışılagelmiştir. Halbuki, elimizde buna oldukça güzel bir örnek var: TBMM.
TBMM'de milletvekillerinin kendi hakları söz konusu olduğunda, parti ayrımı gözetmeksizin neredeyse istisnasız tüm ellerin havaya kaldırıldığını defalarca müşahade ettik. Aynı dayanışmayı ve yekvücut talepkâr tavırları sendikalarda neden göremiyoruz! Siyasetin üretildiği TBMM’deki söz konusu dayanışma, siyasetin kokusunun sirayet ettiği sendikalarda neden görünmesin!
Pragmatik Bir Öneri: “İkramiye Destekli Faizsiz Edinim Modeli”
"Memur emekli olduğunda, emekli ikramiyesine ilave olarak, ikramiyesinin 3 katı (veya benzer bir oranda) faizsiz, uzun vadeli konut/taşıt kredisi sağlanması." Bu önerinin matematiksel modellemesini yaptığımızda Türkiye’de ortalama bir mesken satın alınabilmektedir.
Bu yazımda ifade etrmeye çalıştığım söz konusu öneriler soyut bir “temenni”, bir "lütuf" veya "sosyal yardım" olarak değil, 30 yıl boyunca enflasyon ve varlık balonu karşısında yok olan alım gücünün iadesi olarak görülmelidir. Bu, kamu hizmetinin ve bu hizmeti sunanların itibarını koruma meselesidir.
Bu yazı, "faizler düştü" veya "konut satışları rekor kırdı" şeklindeki memurlarla uzaktan yakından ilgisiz (güya) müjdelerin, kamu çalışanlarının gerçek barınma krizini nasıl görünmez kıldığını rakamlarla ortaya koymuştur.
30 yıllık hizmet sunan bir kamu çalışanına ödenen emekli ikramiyesi, Türkiye ortalamasındaki bir konutun ancak dörtte birini alabilmekte, memur maaşları ise "ulaşılabilir" denen kredilerin taksitini bile karşılayamamaktadır.
Bu bağlamda MemurlarNet’e ve Sendikalara Açık Çağrı
1. MemurlarNet vb. Medya Platformları: Manşetlerinizi, "konut sektörünün" değil, varlığınızı borçlu olduğunuz "memurların" gerçek gündemine çevirin. Haberlerinizde ara ara "Emekliler İkramiyeleriyle Neden Ev Alamıyor?" gibi başlıklara da yer verin!
2. Kamu Sendikaları (Üyesi Olduğum Sendika Dahil): Gündeminizi enflasyona karşı savunma pozisyonundan (maaş zammı), barınma hakkı için taarruz pozisyonuna geçirin! Kamu otoritelerine reaktif öneriler değil, yapısal propaktif teklifler sunun! Ayrıca millet vekillerinin kendi mali ve sosyal hakları için sergilediği o apolitik mutabakatı ve iradeyi, kamu çalışanlarının temsilcileri olarak siz de gösterin!